Tahvil ve Bono Nedir?
Tahvil ve bono, bir devletin ya da şirketin borçlanmak için çıkardığı menkul kıymetlerdir. Bunları alan yatırımcı, aslında ihraç eden kuruma belli bir vadeye kadar borç vermiş olur. Karşılığında vade sonunda anaparasını ve önceden belirlenen faizi geri almayı bekler. Yani bir tahvil, üzerinde "şu tarihte şu kadar ödeyeceğim" yazan bir borç senedidir.
Bono ile tahvil arasındaki fark
İkisi arasındaki temel ayrım vadedir. Vadesi 1 yıldan kısa olan borçlanma araçlarına bono, vadesi 1 yıl ve daha uzun olanlara tahvil denir. İşleyiş mantığı aynıdır; yalnızca borcun geri ödeneceği süre farklıdır. Kısa vadeli bir bono, uzun vadeli bir tahvile göre faiz değişimlerinden genellikle daha az etkilenir, çünkü paranız daha kısa süre bağlı kalır. Vadesi gelmeden nakde ihtiyaç duyarsanız, borçlanma araçları ikincil piyasada başka yatırımcılara satılabilir; bu durumda size ödenecek tutar artık vade sonundaki sabit rakam değil, o günkü piyasa fiyatıdır.
Kimler çıkarır: devlet ve özel sektör
Borçlanma araçları ihraç edene göre ikiye ayrılır:
- Devlet (Hazine): Türkiye'de Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın çıkardığı borçlanma senetleridir. Vadesi 1 yıldan kısa olanına Hazine Bonosu, uzun olanına Devlet Tahvili denir; ikisi birlikte Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) olarak anılır.
- Özel sektör: Şirketlerin çıkardığı özel sektör tahvilleridir. Genellikle devlet borçlanma araçlarına göre daha yüksek faiz vaat ederler; bunun nedeni bir sonraki başlıkta anlatılan kredi (geri ödenmeme) riskinin daha yüksek olmasıdır.
Kupon mu, iskontolu mu?
Bir borçlanma aracının faizi iki şekilde ödenebilir:
- Kuponlu: Vade boyunca düzenli aralıklarla (örneğin altı ayda bir) kupon adı verilen faiz ödemeleri yapılır, vade sonunda ise anapara geri ödenir.
- İskontolu (kuponsuz): Menkul kıymet, üzerinde yazan nominal değerin altında bir fiyatla satılır ve vade sonunda nominal değerden ödenir. Aradaki fark yatırımcının getirisidir. Kısa vadeli bonolar çoğunlukla iskontolu ihraç edilir.
Fiyat ile faiz neden ters hareket eder?
Bu, tahvil piyasasının anlaşılması en önemli noktasıdır ve yapısal bir ilişkidir. Bir tahvilin vade sonunda ödeyeceği tutar sabittir. Piyasadaki faizler yükseldiğinde, yeni çıkan tahviller daha yüksek faiz sunmaya başlar; elinizdeki eski, düşük faizli tahvil daha az cazip hale gelir. Bu yüzden onu satmak isterseniz ancak daha düşük bir fiyattan alıcı bulursunuz. Tersine, piyasa faizleri düştüğünde elinizdeki yüksek faizli tahvil değerlenir ve fiyatı yükselir.
Kısacası: piyasa faizi ↑ ise mevcut tahvil fiyatı ↓, piyasa faizi ↓ ise mevcut tahvil fiyatı ↑. Vadesi uzun tahvillerde bu fiyat hareketi daha belirgindir. Bu yüzden bir tahvil vade sonuna kadar tutulursa sözleşmedeki getiri elde edilir; ama vadesinden önce satılırsa o günkü piyasa fiyatı kâr ya da zarar doğurabilir.
Vade ve geri ödenmeme (kredi) riski
Borçlanma araçlarında iki temel risk vardır. Birincisi yukarıda anlatılan faiz/fiyat riski; ikincisi kredi riski, yani ihraç edenin vade sonunda ödeme yapamama ihtimalidir. Devletin kendi para birimindeki borcunu ödememe olasılığı genellikle şirketlerinkinden düşük kabul edilir; bu yüzden özel sektör tahvilleri risk karşılığında daha yüksek faiz sunar. Hiçbir borçlanma aracı, ihraç edenin ödeme gücüne bağlı olduğu için tam anlamıyla risksiz değildir.
Fonlar tahvil ve bonoyu nasıl kullanır?
Tahvil ve bonoyu tek tek almak yerine, bu araçlardan oluşan bir fona yatırım yapmak yaygın bir yoldur. Türkiye'de borçlanma araçları fonları (kısaca tahvil-bono fonları) portföyünün büyük bir kısmını bu senetlere ayırır; ilgili SPK düzenlemesinde bu tür fonlar için asgari bir portföy oranı (kural olarak en az %80) tanımlıdır. Para piyasası fonları ise vadesine en fazla kısa süre kalmış, düşük riskli borçlanma araçları ve repo gibi araçlarla çalışır. Döviz cinsinden devlet tahvillerine odaklanan eurobond fonları da ayrı bir kategoridir. Faizsiz (katılım) prensiplerine uygun yatırım arayanlar için tahvil-bononun karşılığı, faiz yerine bir varlığa/gelire dayanan sukuktur. Fon yoluyla yatırımın avantajı, tek bir senede bağlı kalmak yerine farklı ihraççı ve vadelerdeki çok sayıda borçlanma aracını bir arada tutarak riski dağıtmasıdır; ayrıca senetlerin değerlemesi ve vade takibi fon tarafından yapılır.
Özetle tahvil ve bono, sabit getirili yatırımın temel yapı taşıdır: kime, ne kadar süreyle borç verdiğinizi ve karşılığında ne beklediğinizi tanımlar.
Sık sorulan sorular
tahvil ile bono arasındaki fark nedir
İkisi de borçlanma aracıdır; fark vadelerindedir. Vadesi 1 yıldan kısa olanlara bono, 1 yıl ve daha uzun olanlara tahvil denir. İşleyiş mantıkları aynıdır, yalnızca borcun geri ödeneceği süre farklıdır.
devlet tahvili ile hazine bonosu ne demek
Her ikisi de devletin (Hazine ve Maliye Bakanlığı) borçlanmak için çıkardığı senetlerdir. Vadesi 1 yıldan kısa olanına Hazine Bonosu, uzun olanına Devlet Tahvili denir; ikisi birlikte Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) olarak anılır.
faiz artınca tahvil fiyatı neden düşer
Bir tahvilin vade sonunda ödeyeceği tutar sabittir. Piyasa faizleri yükselince yeni tahviller daha yüksek faiz sunar ve eldeki düşük faizli tahvil daha az cazip hale gelir; bu yüzden ancak daha düşük bir fiyattan alıcı bulur. Faizler düştüğünde ise eldeki tahvil değerlenir. Fiyat ile faiz ters yönlü hareket eder.
tahvil ve bono fonu nedir
Portföyünün büyük bir kısmını (kural olarak en az %80) tahvil, bono gibi borçlanma araçlarına ayıran yatırım fonudur; borçlanma araçları fonu olarak da adlandırılır. Bu araçları tek tek almak yerine bir fon aracılığıyla bir arada tutmayı sağlar.
Kısaca
Tahvil ve bono, bir devlete ya da şirkete belirli bir vadeye kadar borç verip karşılığında anapara ve faiz beklediğiniz menkul kıymetlerdir; vadesi kısa olanına bono, uzun olanına tahvil denir. Fiyatları piyasa faiziyle ters yönlü hareket eder ve ihraç edenin ödeme gücüne bağlı kredi riski taşırlar. Bu araçlara doğrudan ya da borçlanma araçları ve para piyasası fonları üzerinden erişilebilir; faizsiz karşılığı ise sukuktur.